Bor Minerali Nedir? Beyin Fonksiyonu, Kemik Sağlığı, Hormon Metabolizması ve Bilimsel Araştırmalar
Doç. Dr. Fahrettin Kılıç | Son Güncelleme: Nisan 2026
50+ hakemli dergi · 157 bilimsel referans · Kapsamlı derleme
Bor Minerali Nedir?
Bor, insan vücudunun az miktarda ihtiyaç duyduğu ve hücrelerde sentezlenemediği için besinlerle dışarıdan alınması gereken önemli bir eser elementtir. 1980’li yıllara kadar borun insanlar üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı düşünülüyordu. Son dekadlarda yapılan araştırmalar bu bakış açısını kökünden değiştirmiş ve borun beden fonksiyonları için düşünülenden çok daha etkili olduğunu ortaya koymuştur.
Bor doğada serbest olarak bulunmaz; boraks, kernit ve turmolin gibi bileşikler halinde madenlerden elde edilir. Bitki hücre duvarlarının yapısal bir bileşenidir ve bitki büyümesi, tozlaşma ve tohum oluşumu için gereklidir. İnsan vücudundaki toplam bor miktarının 3–20 mg arasında olduğu, en yüksek konsantrasyonların kemik, tırnaklar ve saçlarda (4.3–17.9 ppm) bulunduğu tahmin edilmektedir.
Ağızdan alınan bor bileşikleri midede hidroklorik asit ile reaksiyona girerek borik aside dönüşür ve yaklaşık %85–90’ı emilir. Vücuttaki dağılımı incelendiğinde paratiroid bezlerinde en yüksek konsantrasyona sahip olduğu, ardından kemikler ve diş minesinde bulunduğu saptanmıştır. Atılımı nispeten hızlıdır; yarılanma ömrü 21–24 saat olup büyük çoğunluğu idrar yoluyla borik asit olarak atılır.
Bor Nasıl Çalışır? (Etki Mekanizması)
Borun vücuttaki geniş etki yelpazesi, birbirine bağlı birkaç temel mekanizma üzerinden gerçekleşir:
1. SAM (S-Adenozilmetiyonin) Bağlanması — Metilasyon Desteği
İncelenen insan bileşikleri arasında SAM (S-Adenozilmetiyonin), bor için bilinen en yüksek afiniteye sahip moleküldür. SAM, DNA, RNA, proteinler, fosfolipidler, hormonlar ve nörotransmitterlerin metilasyonu için kritik olan evrensel metil donörüdür. SAM’ın yaklaşık %95’i S-adenosilhomosisteine dönüştürülür ve ardından homosistein oluşur. Bor eksikliğinin farelerde plazma homosisteinini artırdığı ve karaciğer SAM düzeylerini düşürdüğü gösterilmiştir — yüksek homosistein ise ateroskleroz, osteoporoz, kanser ve bozulmuş beyin fonksiyonu ile ilişkilendirilmektedir.
2. NAD+ Bağlanması — Enerji ve Yaşlanma
Bor, uzun yaşamla ilişkilendirilen nikotinamid adenin dinükleotidi (NAD+) güçlü bir şekilde bağlar ve dahil olduğu reaksiyonları etkileyebilir. NAD+, ATP üretimi, kalsiyum sinyal yolakları ve sirtuinlerin eylemleri için gereklidir. Borun NAD+ kullanımını düzenlemesi, NAD+ düzeylerini artırması ve sirtuinleri aktive ederek DNA onarımını ve sağlıklı yaşlanmayı teşvik etmesi önemli bir potansiyel mekanizmadır.
3. Hücre Zarı Düzenlemesi ve Kalsiyum-Magnezyum Dengesi
Borik asit, hücre zarlarındaki fosfoinozitidler, glikoproteinler ve glikolipidlerin cis-hidroksil gruplarıyla bor ester kompleksleri oluşturur. Bu kompleksler hücre zarı bütünlüğünü ve sinyal iletim fonksiyonlarını etkiler. Borun en önemli hücresel işlevlerinden biri, kalsiyum ve magnezyum hareketlerini düzenlemesidir: bor eksikliğinde fazla kalsiyum hücre içine taşınırken magnezyum hareketi azalır — bu durum, yaşlanma sürecinin ve yaşa bağlı hastalıkların mekanizmasını açıklayan önemli bir bulgudur.
4. Riboz Stabilizasyonu ve RNA Desteği
Borik asit, riboz da dahil olmak üzere biyolojik olarak önemli şekerlerle ester kompleksleri oluşturarak ribozu bozulmaya karşı korur. Bu özellik sayesinde bor, genetik haberci olan RNA’ya yapısal destek sağlar. Bazı araştırmacılar, bor tuzlarının yaşamın erken evreleri olan “RNA dünyası” aşamasında riboz stabilizasyonu ile kritik bir rol oynamış olabileceğini ve bu nedenle mikro RNA’ların vücutta boratlarla stabilize olabileceğini öne sürmektedir.
Farmakokinetik Özet
| Parametre | Değer |
|---|---|
| Oral emilim | %85–90 |
| Vücuttaki ana form | Borik asit (%98.4) ve borat anyonu (%1.6) |
| En yüksek birikim | Paratiroid bezleri, kemik, tırnak, saç |
| Yarı ömür | 21–24 saat |
| Atılım | Ağırlıklı olarak idrar yoluyla (borik asit) |
| En yüksek afinite | SAM > ApnA > NAD+ |
| Vücuttaki toplam miktar | 3–20 mg |
Beyin ve Sinir Sistemi Etkileri
Bor, beyin fonksiyonlarının aktivitesi için doğrudan gereklidir. Bu alan, borun en çarpıcı ve en az bilinen etkilerini içerir.
Beyin Elektriksel Aktivitesi (EEG Bulguları)
Sağlıklı yaşlı erişkinlerde yapılan kontrollü çalışmalar, bor kısıtlı bir diyetin beyin elektriksel aktivitesinde anlamlı azalmaya neden olduğunu göstermiştir. EEG parametrelerindeki değişiklikler, genel malnütrisyonda veya ağır metal toksisitesinde gözlenenlere benzerlik göstermektedir. Bor eksikliğinde, zihinsel gevşemişlik ve psikomotor performans düşüşüyle ilişkilendirilen düşük frekanslı dalgalarda artış izlenirken, uyanıklık ve dikkatle ilişkilendirilen yüksek frekanslı beyin aktivitesinde azalma gözlenmiştir — bu durum hafıza bozukluğuna benzer etkiler gösterir.
Bilişsel Performans ve Dikkat
Penland (1994) tarafından yapılan kontrollü beslenme çalışmasında, düşük bor diyeti (2.000 kcal başına yaklaşık 0.25 mg) ile yeterli bor diyeti (2.000 kcal başına yaklaşık 3.25 mg) karşılaştırılmıştır. Bor eksikliği, motor fonksiyon, el becerisi, dikkat, algı ve hem kısa hem uzun süreli hafıza görevlerinde anlamlı düzeyde düşük performansla sonuçlanmıştır. Hayvan deneylerinde de paralel bulgular elde edilmiştir.
BDNF ve Sinir Koruma
Devekuşlarında yapılan bir çalışmada, 160 mg/L borik asit takviyesinin beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) ekspresyonunu artırarak ve hücre ölümünü azaltarak beyin gelişimini destekleyebildiği görülmüştür. Nöron yapısı değerlendirildiğinde, yeterli bor alan hayvanlarda bol miktarda nöron bağlantısı ve sağlam hücre morfolojisi saptanmıştır.
Periferik Sinir Onarımı
Farelerde akut siyatik sinir hasarı modelinde, yüksek dozda (100 mg/kg) borik asit uygulanmasının oksidatif stres reaksiyonlarını hafifleterek miyelin ve aksonal yaralanmayı önemli ölçüde azalttığı ve yaralı siyatik sinirin elektrofizyolojik fonksiyonunu iyileştirdiği gösterilmiştir.
Florür Nörotoksisitesine Karşı Koruma
Borik asit, florürün neden olduğu hücresel hasara karşı nöroprotektif özellikler göstermektedir. Farelerde flor iyonlarıyla oluşturulmuş nöral dejenerasyona karşı borik asit tedavisi, malondialdehit, SOD aktivitesi, Na/K ATPase aktivitesi ve DNA fragmantasyonunda anlamlı iyileşme sağlamıştır.
Özetle: Bor eksikliği, bilişsel dikkat ve hafıza süreçlerini bozar, psikomotor becerileri azaltır ve depresif davranışı artırır. Yeterli bor alımı, beyin elektriksel aktivitesini, nöron sağlığını ve sinir iletimini destekler.
Kemik, Eklem ve Bağ Dokusu Etkileri
Kalsiyum ve Magnezyum Fizyolojisi
Üç klinik çalışma ve hayvan deneyleri, borun kalsiyum ve magnezyumun vücuttaki işlevlerini ve kalım sürelerini artırdığını göstermiştir. Bor takviyesi günlük kalsiyum kaybını %44 azaltır — bu kalsiyum esas olarak kemik ve dişlerden geldiğinden, bor eksikliği osteoporoz ve diş çürümesinin önemli bir faktörü olabilir.
Bor eksikliği paratiroid bezlerinin aşırı aktif hale gelmesine neden olarak kemiklerden ve dişlerden kalsiyum salınımını artırır. Bor ayrıca magnezyum emilimini ve kemikte birikimini önemli ölçüde artırır.
Osteoartrit — Epidemiyolojik Kanıtlar
Epidemiyolojik veriler çarpıcıdır: günlük 1 mg’ın altında bor alınan Jamaika’da artrit oranı ~%70 iken, günlük 5–8 mg bor alınan İsrail’de artrit oranı yalnızca %0.5–1‘dir. Çift kör, plasebo kontrollü bir çalışmada, 8 hafta boyunca günde 6 mg bor takviyesinin osteoartrit semptomlarında hastaların %50’sinde iyileşme sağladığı gösterilmiştir (plaseboda yalnızca %10).
Kemik Mineralizasyonu
Bor, kemik morfogenetik proteinlerinin (BMP-4, BMP-6, BMP-7) mRNA ekspresyonunu artırır, Tip I kollajen ve osteokalsin sentezini destekler ve kemik mineralizasyonunu erken dönemde indükler. Farelerde bor eksikliği omurgalarda kemik hacmini ve trabeküler kalınlığı azaltmıştır. D vitamini eksikliği olan hayvanlarda bor takviyesi kemik büyümesini uyarır ve mineral metabolizmasındaki bozuklukları azaltır.
Yara İyileşmesi
Bor, fibroblastlarda elastaz, kollajenaz, katepsin D ve alkalin fosfataz gibi anahtar enzimlerin aktivitesini artırarak hücre dışı matris yenilenme hızını hızlandırır. Derin yaralara %3 borik asit çözeltisinin uygulanması, yoğun bakımda yara iyileşmesi için gereken süreyi üçte iki oranında azaltmıştır.
Hormon Metabolizması
Östrojen ve Testosteron
Bor, steroid hormonlarının metabolizmasını doğrudan etkiler. Menopoz sonrası 11 kadında yapılan kontrollü çalışmada, 24 gün boyunca günde 3 mg bor takviyesi ile:
17-beta estradiol (E2) ortalama 21.1 pg/mL’den 41.4 pg/mL’ye — neredeyse iki katına çıkmıştır.
Testosteron ortalama 0.31 ng/mL’den 0.83 ng/mL’ye — iki kattan fazla artmıştır.
Bu artışlar özellikle düşük magnezyum diyetinde daha belirgindir. Genç erkeklerde (29–50 yaş) yapılan bir çalışmada ise, bir hafta boyunca yaklaşık 10 mg bor takviyesinden sonra serbest testosteron üçte bir oranında artmış ve estradiol önemli ölçüde azalmıştır.
D Vitamini Aktivasyonu
Bor, 25-hidroksi vitamin D3’ün aktif formu olan 1,25-dihidroksi vitamin D3 (kalsitriol)’e dönüşümünü destekler. Hayvan çalışmalarında kan D vitamini düzeylerini, insan çalışmalarında ise D vitamini eksikliği olan bireylerin serum düzeylerini artırdığı gösterilmiştir. Bu sayede kalsiyum, yumuşak dokunun kireçlenmesine neden olmak yerine kemik ve dişlerde birikir.
İnsülin Duyarlılığı
Bor eksikliğinin insülin duyarlılığını azalttığı bildirilmiştir. Fizyolojik miktarlarda bor, plazma glikozunu korumak için gereken insülin miktarını azaltmaya yardımcı olabilir. Menopoz sonrası kadınlarda bor alımının osteokalsin düzeylerini artırdığı gösterilmiştir — osteokalsin ise pankreas insülini ve testosteron üretimini artırır.
Üreme Sağlığı
Bordan yoksun beslenen hayvanlarda atrofik testisler, azalmış sperm sayıları, bozulmuş sperm morfolojisi ve dişilerde atrofik yumurtalıklar gözlenmiştir. Erkek keçilerde bor takviyesinin sperm üretimini ve hareketliliğini artırdığı, antioksidan savunma kapasitesini güçlendirdiği gösterilmiştir. Önemli bir bulgu olarak, bor madenlerinde çalışan insanlarda sperm kalitesinde herhangi bir olumsuz etki saptanmamıştır.
Antiinflamatuar ve Antioksidan Etkileri
İnflamasyon Düzenleyicisi
Bor, normal inflamatuar süreci kontrol etmeye yardımcı olan bir sinyal düzenleyici olarak işlev görür. Dolaşımdaki nötrofil sayısını azaltırken, doğal öldürücü hücrelerin ve CD8a+/CD4− hücrelerinin konsantrasyonlarını artırır. Altı saatlik bor takviyesi kullanımı bile yüksek duyarlı CRP (hsCRP) ve TNF-α düzeylerinde anlamlı azalma sağlamıştır.
Çift kör, plasebo kontrollü pilot çalışmada, kısa süreli bor takviyesinin CRP, fibrinojen ve eritrosit sedimantasyon hızını (ESR) düşürdüğü gösterilmiştir. Ayrıca bor takviyesinin adet dönemindeki ağrının şiddetini ve süresini azaltabildiği raporlanmıştır.
Antioksidan Savunma
Bor, kan ve hücrelerde SOD, katalaz ve glutatyon peroksidaz düzeylerini yükselterek serbest radikal süpürmeyi artırır. Düşük dozlardaki (5 mg/L) bor alımı dahi insan kan kültürlerinde antioksidan enzim aktivitelerini desteklemiştir. Glutatyon eksikliği varlığında bile borun inflamatuar hasarı sınırlayabildiği gösterilmiştir.
Bor, birçok ardışık mekanizmayı çalıştırarak DNA hasarını önler: PERK bağımlı eIF2α ve Nrf2 aktivasyonu yoluyla antioksidan düzeyi artırır ve DNA çift sarmal hasarlarını azaltır.
Detoksifikasyon Etkileri
Ağır Metal Koruması
İnsan kan kültürlerinde yapılan ayrıntılı çalışmalar, bor bileşiklerinin metal kaynaklı hasarlara karşı önemli bir koruma sağladığını ortaya koymaktadır. Bor, arsenik, gentamisin, karbontetrahidroklorür, krom, nikotin, siklofosfamid ve parasetamol gibi maddelerle oluşturulan toksikasyon modellerinde başarılı koruyucu etki göstermiştir. Tüm bu çalışmalarda glutatyon, süperoksit dismutaz ve katalaz düzeylerinde artış izlenmiştir.
Florür Detoksifikasyonu
Bor, florür iyonlarıyla reaksiyona girerek bor florürleri oluşturur ve idrar yoluyla vücuttan atılımını sağlar. Çin’de iskelet florozu olan 31 hastada, 3 aylık yüksek doz bor tedavisinin %50–80 klinik başarı sağladığı raporlanmıştır.
SAM Üzerinden Detoks Desteği
Bor eksikliğinin karaciğer SAM-e (önemli bir detoks molekülü) düzeylerini düşürdüğü bulgusu, borun metilasyon yoluyla detoksifikasyon mekanizmalarını desteklediğini düşündürmektedir.
Kanserden Koruyucu Etkiler
Bor bakımından zengin diyetlere sahip ve toprak/suyun bor açısından zengin olduğu bölgelerde prostat, meme, rahim ağzı ve akciğer kanserlerinin düşük izlendiği gösterilmiştir.
Prostat Kanseri
En yüksek bor alımı olan grupta prostat kanseri riski, en düşük alıma kıyasla %64 daha az bulunmuştur. Borik asit, farelerde prostat tümörlerinin boyutunu %25–38 azaltmış ve serum PSA düzeylerini %86–89 düşürmüştür.
Meme Kanseri
Metastatik meme kanseri hücre kültürlerinde kalsiyum fruktoborat uygulanmasıyla hücre canlılığı önemli ölçüde azalmıştır. Apoptoz göstergesi olan pATM 12.5 kat, tümör baskılayıcı gen olan p-p53 2.4 kat ve kaspaz-9 10.7 kat artış göstermiştir.
Rahim Ağzı Kanseri
Yüksek bor alımı (8.41 mg/gün) olan 472 kadında servikal kanser için pozitif bulgu saptanmazken, düşük bor alımı (1.26 mg/gün) olan 587 kadında 15 pozitif sitopatolojik bulgu elde edilmiştir.
Akciğer Kanseri
763 akciğer kanserli ve 838 sağlıklı kadınla yapılan çalışmada, bor kullanımı akciğer kanseri riski ile ters orantılı bulunmuştur.
Mekanizma
Bor bileşikleri, hipoksiye bağlı faktör-1 (HIF-1) inhibisyonu, serin proteaz inhibisyonu, NAD-dehidrojenaz inhibisyonu, mRNA birleştirme inhibisyonu ve apoptoz indüksiyonu dahil çeşitli mekanizmalar yoluyla kanser hücrelerine müdahale eder.
Mantar Karşıtı (Antifungal) Etkileri
Borik asit, mantarlarda biyofilm oluşumunu ve zararsız maya hücrelerinin invaziv hifa formuna dönüşümünü inhibe eder. İlaca dirençli Candida albicans‘ın inhibitörü olarak etkili olduğu ve bu etkinin doza bağlı olarak arttığı gösterilmiştir.
Birçok geniş çaplı randomize klinik çalışmada lokal kullanımda vajinal kandidiyazise etkili olduğu saptanmış, diğer antifungal tedavilere direnç gösteren vakalarda da başarılı bulunmuştur. Diğer tedavi ajanlarının etkinliğini de artırmaktadır.
Cilt mantar hastalıklarının yaygın bir nedeni olan Trichophyton rubrum‘a karşı doz artışıyla doğru orantılı etki gösterilmiştir. Düşük yan etki profili sayesinde medikal tedavi sonrası tekrarın önlenmesinde de tercih edilebilir.
Doğal Kaynakları ve Günlük Alım
Bor, tüm bitkilerde ve işlenmemiş gıdalarda bulunabilir. Yeterli meyve ve sebze içeren diyetler günde 2–5 mg bor sağlar, ancak bu aynı zamanda gıdanın yetiştirildiği bölgeye bağlıdır.
En Zengin Bor Kaynakları
| Gıda | Bor (µg/g taze ağırlık) |
|---|---|
| Avokado | 14.3 |
| Fıstık ezmesi | 5.9 |
| Kuru erik suyu | 5.6 |
| Çikolata tozu | 4.3 |
| Şarap | 3.6 |
| Üzüm suyu | 3.4 |
| Ceviz | 2.6 |
Hayvansal gıdalar (et, balık, süt ürünleri) zayıf bor kaynaklarıdır. Organik gıdalarda bor miktarının konvansiyonel tarımla üretilenlere göre %8.2 daha yüksek olduğu bildirilmiştir.
Türkiye’de Bor Alımı
Türkiye, bor yatakları açısından dünyanın en zengin ülkesi olmasına rağmen, şehir merkezlerinde yaşayanların bor alımı düşüktür. Bor zengini bölgelerde (Osmanca/Balıkesir) günlük ortalama 6.77 mg iken, şehir merkezlerinde (Ankara, Balıkesir) yalnızca 1.22–1.26 mg olarak hesaplanmıştır. İstanbul içme suyundaki bor miktarı yalnızca 0.04 mg/L’dir.
Küresel Karşılaştırma
| Ülke/Bölge | Günlük Bor Alımı | Artrit Oranı |
|---|---|---|
| Jamaika | <1 mg | ~%70 |
| ABD, İngiltere, Avustralya | 1–2 mg | ~%20 |
| İsrail | 5–8 mg | %0.5–1 |
| Carnarvon, Avustralya (yüksek bor) | Yüksek | %1 |
Kullanım Dozu ve Klinik Araştırma Aralıkları
Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinler için güvenli bor kullanım aralığını 70 kg’lık bir birey için yaklaşık günlük 28 mg’a kadar olarak belirlemiştir.
| Araştırma Alanı | Kullanılan Doz | Süre |
|---|---|---|
| Kemik sağlığı / mineral korunması | 3–6 mg/gün | 8+ hafta |
| Osteoartrit semptomları | 6–12 mg/gün | 8 hafta |
| Hormonal destek | 6–10 mg/gün | 1–4 hafta |
| Bilişsel destek | 3+ mg/gün | Sürekli |
| Antiinflamatuar etki | 3–6 mg/gün | 2+ hafta |
| Genel eksiklik giderme | 3 mg/gün | 2–3 ay |
Önemli not: Birçok çalışma, borun kemik, steroid hormonlar ve D vitamini için faydalı etkilerinin günlük 3 mg’ın altındaki dozlarda sağlanamayacağını göstermektedir. Günlük 0.5 mg’dan az bor tüketen bireyler, 3 mg/gün bor takviyesine anlamlı yanıt vermektedir.
AB önerileri: yetişkinler için günlük 10 mg; 15–17 yaş için 9 mg; 11–14 yaş için 7 mg.
Güvenlik Profili ve Olası Yan Etkiler
Bor, geniş bir güvenlik marjına sahip bir mineraldir. Türkiye’de bor madenciliğinde çalışanlar üzerinde yapılan çalışmalarda, uzun süreli yüksek bor maruziyetinin anlamlı hiçbir yan etkisi bulunmamıştır.
İnsan Güvenlik Verileri
Litrede 29 mg’ye kadar bor içeren içme suyuna ve madencilikte yüksek doza maruz kalan bir popülasyonda 3 kuşak boyunca sağlık veya doğurganlık üzerinde olumsuz etki bulunmamıştır. 36 yıldır yüksek bor bölgesinde yaşayan 66 erkekte (ortalama idrarda 6.77 mg/L bor atılımı) herhangi bir yan etki saptanmamıştır.
10–88 gram borik asit alımı olan 784 insan zehirlenmesinin gözden geçirilmesinde ölüm olayı bildirilmemiştir ve vakaların %88’i asemptomatiktir.
Tolere Edilebilir Üst Sınırlar
| Yaş Grubu | Günlük Üst Sınır |
|---|---|
| Yetişkinler | 20 mg |
| Ergenler (14–18 yaş) | 17 mg |
| Büyük çocuklar (9–13 yaş) | 11 mg |
| Küçük çocuklar (1–8 yaş) | 3–6 mg |
EFSA, hiçbir toksik etkinin tespit edilmediği en yüksek dozun günlük kg başına 9.6 mg (55 mg borik asit) olduğunu belirlemiştir. Klinik semptom oluşturmak için gereken borik asit dozu 100 mg ile 55.5 g arasındadır — bu, takviye dozlarının çok üzerindedir.
Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar
Teorik olarak östrojene duyarlı durumları (meme kanseri, endometriozis, uterus fibroidleri) olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Borun vücuttan atılması böbrekler yoluyla olması nedeniyle böbrek yetmezliği olanlarda dikkatli olunmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Henüz resmi olarak “esansiyel” sınıflandırılmamıştır, ancak FDA günlük referans değer belirlememiştir. Buna rağmen, 157’den fazla bilimsel çalışma borun kemik sağlığı, beyin fonksiyonu, hormon metabolizması ve bağışıklık için önemli olduğunu güçlü biçimde ortaya koymaktadır. Birçok araştırmacı borun “koşullu esansiyel” bir eser element olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Türkiye dünyanın en büyük bor rezervlerine sahiptir, ancak bu maden kaynağıdır. Şehirlerde yaşayan bireylerin bor alımı düşüktür çünkü modern tarım pratikleri, gıda işleme ve şehir içme suyundaki düşük bor konsantrasyonları nedeniyle diyet yoluyla yeterli bor alınamaz. İstanbul içme suyunda bor miktarı yalnızca 0.04 mg/L’dir.
Bilimsel kanıtlar, faydalı etkilerin günlük 3 mg’ın üzerindeki dozlarda ortaya çıktığını göstermektedir. DSÖ, 70 kg’lık bir yetişkin için günlük 28 mg’a kadar olan dozların güvenli olduğunu belirlemiştir. Genel sağlık desteği için günde 3–6 mg, osteoartrit için 6–12 mg tavsiye edilmektedir.
Evet. Kontrollü çalışmalarda, genç erkeklerde bir haftalık 10 mg bor takviyesinin serbest testosteronu üçte bir oranında artırdığı gösterilmiştir. Menopoz sonrası kadınlarda da 3 mg/gün bor ile testosteron düzeyleri iki kattan fazla artmıştır.
Boraks (sodyum tetraborat) bir bor bileşiğidir ve bazı ülkelerde gıda katkı maddesi olarak kullanılır. Diyet takviyelerinde bor; sodyum borat, bor glisinat, bor sitrat, bor pikolinat ve kalsiyum fruktoborat gibi çeşitli formlarda bulunur. Tüm bu formlar vücutta borik aside dönüşür ve benzer etkiler gösterir.
Evet. Organik gıdalarda bor miktarının konvansiyonel tarımla üretilen gıdalardan %8.2 daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Kimyasal gübreler topraktan bor alımını engeller: organik bir elmada 20 mg bor bulunabilirken gübre ile yetiştirilmiş bir elmada yalnızca 1 mg bor olabilir.
Bilimsel Kaynaklar
1. Nielsen FH, Eckhert CD. Boron. Adv Nutr. 2020;11(2):461-462.
2. Penland JG. Dietary boron, brain function, and cognitive performance. Environ Health Perspect. 1994;102(Suppl 7):65-72.
3. Nielsen FH. Update on human health effects of boron. J Trace Elem Med Biol. 2014;28(4):383-387.
4. Newnham RE. Essentiality of boron for healthy bones and joints. Environ Health Perspect. 1994;102(Suppl 7):83-85.
5. Ralston NVC, Hunt CD. Diadenosine phosphates and S-adenosylmethionine: Novel boron binding biomolecules. Biochim Biophys Acta. 2001;1527(1-2):20-30.
6. Nielsen FH. Boron deprivation decreases liver S-adenosylmethionine and increases plasma homocysteine in rats. J Trace Elem Med Biol. 2009;23(3):204-213.
7. Nielsen FH, Hunt CD, Mullen LM, Hunt JR. Effect of dietary boron on mineral, estrogen, and testosterone metabolism in postmenopausal women. FASEB J. 1987;1(5):394-397.
8. Naghii MR, et al. Comparative effects of daily and weekly boron supplementation on plasma steroid hormones and proinflammatory cytokines. J Trace Elem Med Biol. 2011;25(1):54-58.
9. Travers RL, Rennie GC, Newnham RE. Boron and Arthritis: A Double-blind Pilot Study. J Nutr Med. 1990;1(2):127-132.
10. Hakki SS, et al. Boron regulates mineralized tissue-associated proteins in osteoblasts. J Trace Elem Med Biol. 2010;24(4):243-250.
11. Tang J, et al. Effect of Boric Acid Supplementation on BDNF Expression in African Ostrich Chick Brain. Biol Trace Elem Res. 2016;170(1):208-215.
12. Kızılay Z, et al. Boric acid reduces axonal and myelin damage in experimental sciatic nerve injury. Neural Regen Res. 2016;11(10):1660-1665.
13. Penland JG. Quantitative analysis of EEG effects following experimental marginal magnesium and boron deprivation. Magnes Res. 1995;8(4):341-358.
14. Hacıoğlu C, et al. Neuroprotective Effects of Boric Acid against Fluoride Toxicity. Med Sci Discov. 2018;5(7):260-266.
15. Tepedelen BE, et al. Boric Acid Reduces DNA Double Strand Breaks and Accelerates Wound Healing. Biol Trace Elem Res. 2016;174(2):309-318.
16. Cui Y, et al. Dietary boron intake and prostate cancer risk. Oncol Rep. 2004;11(4):887-892.
17. Tepedelen BE, et al. Anticarcinogenic Effects of Calcium Fructoborate. Biol Trace Elem Res. 2017;178(2):210-217.
18. Türkez H, et al. Effects of boron compounds against heavy metal toxicity in human blood. Exp Toxicol Pathol. 2012;64(1-2):93-101.
19. Pizzorno L. Nothing boring about boron. Integr Med. 2015;14(4):35-48.
20. Yamada KE, Eckhert CD. Boric Acid Activation of eIF2α and Nrf2 Is PERK Dependent. Biol Trace Elem Res. 2019;188(1):2-10.
Bu makale 157 bilimsel referanstan derlenmiştir. Tam referans listesi için lütfen iletişime geçiniz.
